Digital 2026 Global Overview raporu masama düştüğünde, bir istatistik gözlerimi yaklaşık on saniye ekrana kilitledi: Türkiye’de yapay zeka kaynaklı web trafiğinin yüzde 94,49’u tek bir kaynaktan geliyor. ChatGPT.
Küresel ortalama yüzde 80,92 iken bu rakam, ülkemizi yapay zeka kullanımında değil, yapay zeka tekelleşmesinde zirveye taşıyor. Aradaki fark kritik.
Veri Ne Söylüyor, Ne Söylemiyor?
We Are Social ve Meltwater’ın ortaklaşa hazırladığı rapor, yapay zeka platformlarından web sitelerine yönlendirilen trafiği ölçüyor. Mobil uygulamalar, kurumsal API çözümleri veya dahili sistemler kapsam dışında kalıyor. Ölçülen şey bireysel kullanıcının tarayıcı davranışı.
Geriye kalan yüzde 5,51’lik dilim; Claude, Gemini, Perplexity ve Copilot gibi platformlar arasında dağılıyor. Yani Türk kullanıcısı yapay zeka denince neredeyse sadece tek bir isim biliyor.
Hızlı Adaptasyon mu, Stratejik Körlük mü?
Olaya iki pencereden bakabiliriz. İlk pencere: Türk kullanıcısının yeni teknolojilere adaptasyon hızı takdire değer. İkinci pencere: Alternatiflerin varlığından habersiz bir kullanıcı kitlesi, yarın oyunun kuralları değiştiğinde hazırlıksız yakalanır.
Peki alternatifler gerçekten önemli mi? Claude, akademik düzeyde metin analizi ve kod yazımında öne çıkıyor. Gemini, Google servisleriyle entegre çalışarak e-posta ve dokümantasyon süreçlerini hızlandırıyor. Perplexity, araştırma odaklı sorgularda kaynak şeffaflığı sunuyor. Copilot ise Office uygulamaları içinde anlık üretkenlik sağlıyor.
Farklı işler, farklı araçlar gerektirir. Tek tornavidayla tüm vidaları sıkmaya çalışmak mantıklı değil.
SEO Öldü mü? Hayır, Ama Yalnız Kaldı
On yıldır dijital pazarlama dünyası SEO etrafında dönüyordu. Arama motorlarında üst sıralara çıkmak, görünürlüğün altın anahtarıydı. Bu gerçeklik hala geçerli, ancak artık tek başına yetersiz.
Yeni kavram GEO: Generative Engine Optimization. Üretken yapay zeka sistemlerinin bilgi havuzunda yer almak, bu sistemlerin önerilerine dahil olmak. Kullanıcılar artık sadece Google’a yazmıyor; yapay zeka asistanlarına soruyor.
Burada önemli bir ayrıntı var: Yapay zeka sistemleri özel bir işletme veritabanından beslenmez. İnternet genelindeki içerikleri, güven sinyallerini ve dijital otoriteyi değerlendirerek olasılıksal öneriler üretir.
Görünmez Şirketler Problemi
Yakın zamanda bir danışmanlık projesinde şu testi yaptık: Google’da ilk sayfada çıkan, aktif web sitesi olan, müşteri değerlendirmeleri bulunan bir mobilya üreticisi için yapay zeka platformlarına soru sorduk. Hiçbiri bu firmayı önermedi.
Bu izole bir vaka değil. Türkiye’deki küçük ve orta ölçekli işletmelerin çoğunluğu arama motorlarında mevcut, ancak yapay zeka ekosisteminde yok hükmündeler. Google’da var olmak artık tek başına yetmiyor.
İşletmeler İçin Yol Haritası
Çözüm karmaşık değil: Kaliteli ve tutarlı içerik üretimi, organik müşteri yorumlarının artırılması, sektörel uzmanlık sinyallerinin güçlendirilmesi, sosyal medyada aktif ve güvenilir varlık. Bu adımlar hem geleneksel arama motorları hem de yapay zeka sistemleri için geçerli.
Bağımlılık Riski
Bireyler ve kurumlar için en büyük tehlike, tek bir platforma kilitlenmek. Bugün ChatGPT pazar lideri olabilir; ancak teknoloji dünyasında liderlikler kalıcı değil. Yapay zeka okuryazarlığı, farklı araçları tanımayı ve doğru senaryoda doğru aracı seçmeyi gerektiriyor.
Sonuç
Türkiye’nin yapay zeka trafiğinde yüksek paya sahip olması olumlu bir gösterge. Ancak bu payın neredeyse tamamının tek bir platformda yoğunlaşması, stratejik bir kırılganlık oluşturuyor.
Eskiden “internette yoksan yoksun” denirdi. Günümüzün gerçeği farklı: Yapay zeka sistemleri seni tanımıyorsa, dijital etkileşimin önemli bir bölümünden mahrum kalıyorsun.