Hayat Dört Gözlü Bir Ocaksa, Hangisini Kapatacağız?

Hayat Dört Gözlü Bir Ocaksa, Hangisini Kapatacağız?

Geçenlerde X'te "Dört Ocak Teorisi" üzerine bir paylaşım epey dolaştı. Mantık basit: hayatını dört gözlü bir ocak gibi düşün. Bir göz aile, biri iş, biri sağlık, diğeri arkadaşlar.

Teoriye göre başarılı olmak istiyorsan bu gözlerden birini kapatman gerekiyor. Gerçekten büyük bir başarı istiyorsan ikisini.

İlk okuyunca insanın aklına yatıyor. Zamanımız sınırlı, enerjimiz sınırlı, dikkatimiz sınırlı. Bir yere fazla verdiğimizde başka bir yerden eksiltmek zorundayız.

Ama ben teorinin bu kadar keskin anlatılmasına katılmıyorum. Bence mesele bir ocağı tamamen kapatmak değil.

Mesele, bütün ocakları aynı anda sonuna kadar açamayacağımızı kabul etmek.

Teorinin aslı ne?

Bu benzetme, David Sedaris'in 2009'da The New Yorker'da yayımlanan "Laugh, Kookaburra" yazısıyla geniş kitlelere ulaştı. Ama fikir Sedaris'e ait değil. Sedaris, Avustralya'da buluştuğu Pat adlı arkadaşının bir yönetim seminerinde duyduğu metaforu aktarıyor.

Pat, arabayı sürerken Sedaris'e ve yanındaki Hugh'ya hayatı dört gözlü bir ocak gibi düşünmelerini söylüyor: aile, arkadaşlar, sağlık, iş. Ardından iddia geliyor: başarılı olmak için birini, gerçekten çok başarılı olmak için ikisini kapatmalısın.

Sonra James Clear bu düşünceyi "Four Burners Theory" adıyla ele aldı ve iş, hayat dengesi tartışmalarının bilinen benzetmelerinden biri hâline getirdi.

Buraya kadar tamam. Benim itirazım bundan sonra başlıyor.

Gerçekten iki ocağı kapatmak zorunda mıyız?

Bence hayır. Ama iki ocağı kısmak zorunda kalabiliriz. Arada ciddi bir fark var.

Diyelim ki elimizde günlük 100 birim enerji var. Büyük bir şirket kurmaya, önemli bir projeyi ayağa kaldırmaya ya da kariyerde hızlı ilerlemeye çalışıyorsak dengeli dağılım muhtemelen korunmayacak.

Ocak Dengeli dönem Yoğun iş dönemi
Aile 25 25
İş 25 50
Sağlık 25 20
Arkadaşlar 25 5

İkinci sütunda arkadaşlık gözünü kapatmadık. Sadece kıstık.

Hayatın her döneminde bütün alanlara eşit enerji ayırmak bana gerçekçi gelmiyor. James Clear'ın teoriyi yorumlarken söylediği en mantıklı şey de bu: hayatı dönemler hâlinde düşünmek. Bazı dönem kariyer öne çıkar, bazı dönem aile, bazı dönem sağlık.

Clear bunu tek cümleyle söylüyor: hayat boyunca her şeyi yapabilirsin, ama hepsini aynı anda değil. Teorinin doğru okunması gereken tarafı tam olarak burası.

Sağlık gerçekten kapatılabilecek bir ocak mı?

Teoriyle asıl sorunum burada. Sağlığı diğer üç gözle aynı kategoriye koymak bana doğru gelmiyor.

Çünkü sağlık yalnızca bir ocak değil. Ocağa gelen doğalgaz hattı gibi.

Uyumuyorsan, sürekli yorgunsan, kötü besleniyorsan, fiziksel ve zihinsel kapasiten düşüyorsa bir süre sonra işin de düşer. Ailene ayırdığın zamanın kalitesi de düşer. Sosyal hayatın da.

Sağlığı kapatarak işe daha fazla enerji verdiğini zannedebilirsin; bir süre sonra bütün sistemin enerjisini azaltırsın.

Kısa vadede çalışabilir. Uzun vadede ciddi faiz ödetir.

Aile meselesi de aynı

Aileyi tamamen kapatıp büyük başarı elde etmek mümkün mü? Elbette mümkün. Örneklerini görüyoruz.

Ama burada başka bir soru sormak gerekiyor: neyi başarı olarak tanımlıyoruz?

Sedaris'in yazısı da sonunda buraya geliyor: "Aileni kesip atarsan kim olduğunu nereden bileceksin? Başarı için onları kesip atarsan o başarıyı neyle ölçeceksin?" diye soruyor.

İnsan bazen başarıyı sadece para, şirket büyüklüğü, kariyer ya da statü üzerinden ölçüyor. Oysa bunların hepsi hayatın bir parçası. Hayatın kendisi değil.

Asıl kapatılması gereken beşinci ocak

Ben bu teoriyi yeniden yazsaydım dört değil, beş ocak koyardım. Beşincisinin adı: saçmalıklar.

Bence insanların önce kapatması gereken ocak bu:

  • Gereksiz toplantılar
  • Kimseye faydası olmayan işler
  • Sırf ayıp olmasın diye gidilen davetler
  • Saatlerce sosyal medya ve sürekli bildirim kontrolü
  • Düşük getirili müşteriler
  • Sonucu olmayan projeler
  • Başkalarının "acil" diye önümüze bıraktığı ama bizim için hiçbir önemi olmayan işler

Birçok insan "aile mi, kariyer mi?" diye düşünmeye başlamadan önce buraya bakmalı. Belki sorun zamanımızın yetersiz olması değil.

Sorun, zamanımızın önemli bölümünü önemsiz şeylere dağıtmamız.

Bu beşinci gözü kapattıktan sonra hâlâ zaman yetmiyorsa, gerçek önceliklendirme o zaman başlar.

Başarının bedeli var mı?

Kesinlikle var. "Her şeyi aynı anda yapabilirsin, yeter ki iste" söylemine inanmıyorum. Bir alanda sıra dışı sonuç istiyorsan başka şeylerden fedakârlık etmek zorundasın.

Ama fedakârlık deyince akla hemen aileden, sağlıktan ya da hayatımızdaki önemli insanlardan vazgeçmek gelmemeli. Fedakârlık bazen şudur:

  • Her davete gitmemek
  • Her müşteriyi kabul etmemek
  • Her projeye başlamamak
  • Her mesaja anında cevap vermemek
  • Herkesle iyi geçinmeye çalışmamak
  • On farklı hedef yerine iki hedef seçmek

Bir şeylere "hayır" diyebilmek. Bence büyük başarıyı getiren şey iki ocağı körü körüne kapatmak değil, neyi kısmamız gerektiğini doğru seçebilmek.

Denge kelimesini fazla romantikleştiriyoruz

"İş, hayat dengesi" fikri sürekli eşitlik gibi anlatılıyor. Gerçek hayatta denge, her şeyin yüzde 25 olması değil.

Bazen birkaç ay boyunca iş yüzde 50 olur. Bazen aile yüzde 50 olur. Bazen sağlığınla ilgilenmen gerekir ve diğer her şey geri çekilir. Dengeyi günlük değil, uzun vadeli düşünmek gerekiyor.

Ben buna dinamik denge demeyi daha doğru buluyorum: şartlar değiştikçe gazı bir gözden diğerine aktarmak.

Önemli olan, bir gözün yıllarca söndürülüp unutulmaması. Çünkü bazı ocakları yeniden yakmak düşündüğümüz kadar kolay olmayabilir. Kaybedilen sağlık geri gelmeyebilir. Kaçırılan bazı aile anlarının tekrarı olmayabilir. Yıllarca ihmal edilen bir dostluk kaldığı yerden başlamayabilir.

Benim dört ocak yorumum

Ocak Bende karşılığı
Aile Korunması gereken alan
Sağlık Sistemin altyapısı
İş Dönemsel olarak çok yükseğe çıkarılabilecek alan
Arkadaşlar ve sosyal hayat Gerektiğinde en fazla kısılabilecek alan
Gereksiz işler (beşinci ocak) Mümkün olduğunca tamamen kapatılacak alan

Yani mesele "büyük olmak istiyorsan iki şeyi hayatından çıkar" değil. Bence daha doğru cümle şu:

Büyük bir şey yapmak istiyorsan, hayatındaki her şeyin aynı anda birinci öncelik olamayacağını kabul et.

Çünkü her şey önemliyse hiçbir şey önemli değildir.

Bu hafta yapılacak 5 iş

  1. Dağılımını yaz. 100 birim enerjin var. Bugün dört ocağa kaçar birim gidiyor? Olmasını istediğin değil, gerçekte olan rakamı yaz.
  2. Beşinci ocağı bul. Geçen haftanın takvimine bak; gereksiz toplantıyı, sonuçsuz işi, zorunlu sanılan daveti işaretle. Bu haftanın takviminde bunlara benzeyen üç tanesini iptal et.
  3. Bildirimleri kapat. Mesajlara günde iki sabit saatte toplu cevap ver. Her mesaja anında dönmek, günü küçük parçalara bölen bir sızıntı.
  4. Bu dönemin ocağını seç, süresini koy. "Üç ay boyunca iş yüzde 50" gibi. Bitiş tarihini de yaz; yoksa dönem kalıcı hâle gelir.
  5. Kıstığın ocağa asgari alev belirle. Ayda bir dost buluşması, haftada birkaç gün hareket, sabit bir uyku saati. Kısmak serbest, söndürmek yok.

Sık Sorulan Sorular

Dört Ocak Teorisi nedir?

Hayatı aile, iş, sağlık ve arkadaşlardan oluşan dört gözlü bir ocağa benzeten bir metafor. İddiası şu: başarılı olmak için bir gözü, çok başarılı olmak için iki gözü kapatmak gerekir. David Sedaris'in 2009'daki "Laugh, Kookaburra" yazısıyla yayıldı, James Clear'ın yorumuyla popülerleşti.

Başarı için gerçekten iki ocağı kapatmak gerekir mi?

Bence hayır. Kapatmak değil, dönemsel olarak kısmak gerekir. Her şey aynı anda en yüksek seviyede olamaz; ama bir ocağı yıllarca söndürmek, özellikle sağlık ve ailede, geri alınamayan kayıplara yol açabilir.

Beşinci ocak ne demek?

Gereksiz toplantılar, sonuçsuz işler, zorunlu sanılan davetler, bildirimler ve düşük getirili müşteriler gibi zamanı tüketen her şey. Aile mi kariyer mi diye düşünmeden önce kapatılması gereken göz bu.

Hangisinin altını açacağız?

Başarı biraz da ne yapacağını seçmekten çok, neyi yapmayacağını seçebilme becerisi.

Tez: Mesele dört ocaktan hangisini söndüreceğimiz değil; hangi dönemde hangisinin altını açacağımızı ve hangisini kısacağımızı bilmek.

Belki de hayat dengesi dediğimiz şey tam olarak budur. Senin ocağında şu an hangi göz sonuna kadar açık, hangisi unutulmuş?

Kaynaklar

  1. David Sedaris, "Laugh, Kookaburra", The New Yorker (2009)
  2. James Clear, "The Four Burners Theory: The Downside of Work-Life Balance"

Ertuğrul Akben
Yapay Zeka & Sistem Stratejisti
ertugrulakben.com

Etiketler: dört ocak teorisi iş hayat dengesi önceliklendirme

Yazar

Ertuğrul Akben

2008'den beri sektörde, 2016'dan beri Ağabeyoğlu Grup A.Ş. kurucusu. Şirketlere yapay zeka ve sistem stratejisi danışmanlığı veriyor; KOBİ'lerin yapay zeka olgunluğunu AI-MOI ile ölçüyor, SYS4AI ile eğitim veriyor.